|
|
 |
|
 |
|
DOĞUM KONTROL HAPI |
Doğum kontrol
hapları ya da bilimsel adıyla oral kontraseptifler (OK) tüm dünyada
yaygın şekilde kullanılan ve ucuz. basit ve oldukça yüksek etkili
ilaçlardır. İçinde hormon olduğunun bilinmesi kadın sağlığı açısından
son derece yararlı olduğu bilinen bu ilaç grubu hakkında pekçok yanlış
bilgi ve inanışın doğmasına neden olmuştur. Sırf bu yanlış inanışlar
nedeni ile pekçok kadın doğum kontrol hapı kullanımından endişe
duymaktadır. Yazının tamamını okuduğunuzda bu mucizevi ilaçlar ile
ilgili bilimsel gerçekleri bilecek ve anlayacaksınız.
İÇERİK
Östrojen
Kadın yumurtalıkları tarafından salgılanan ana östrojen olan Estradiol
en güçlü doğal östrojendir. Estradiolün doğum kontrolünde
kullanılmasının önündeki ana engel ağızdan alındığında mide içinde hemen
özelliini ve etkinliğini kaybetmesidir. 1938 yılında östradiolün 17
karbon atomuna bir etinil grubu eklendiği taktirde ağızdan alındığında
etksini yitirmediğinin fark edilmesi doğum kontrol haplarının
gelişiminde dönüm noktası olmuştur. Etinil östradiol adı verilen bu
kimyasal bileşik günümüzde de doğum kontrol haplarında kullanılan ana
östrojen hormonudur. Etinil östradiol çok güçlü bir östrojendir.
Etinil östradiolün etkisi kişiden kişiye ya da toplumdan topluma
değişiklik gösterir. Hatta etki aynı kişide değişik zamanlarda bile
farklılık gösterebilmektedir. İşte bu nedenden dolayı aynı doz bir
kişide yan etkiler ortaya çıkartabilirken diğerinde hiçbir şey
olmayabilir.
Doğum kontrol haplarının ciddi olabilecek yan etkileri içerdikleri
etinil östradiol miktarına bağlıdır. Bu nedenle doğum kontrol hapı
seçerken östrojen dozu önemli bir kriterdir.
Progestin
Kelime anlamı olarak gebeliği destekleyici anlamına gelen progesteron
yumurtlama sonrası yumurtalıkta kalan ve korpus luteum adı verilen
bölümden salgılanan bir hormondur. Görevi kabaca gebeliğin düşükle
sonuçlanmadan devamını sağlamaktır. Progesteron benzeri etki yapan
maddeler ise progestin olarak adlandırılırlar. Progesteron vücutta asıl
olarak kolesterolün testosterona ve testosteronun da progesterona
dönüşmesi ile üretilir. Erkeklik hormonu olan testosteronun yapısında
bulunan karbon atomlarının değiştirilmesi ile progesteron benzeri etki
gösteren progestinler elde edilir. Doğum kontrol haplarının ilk
zamanlarında kullanılan progestinlerin testosteron benzeri etkileri tam
olarak ortadan kaldırılamadığı için tüylenme, kilo artışı gibi yan
etkiler sıkça görülmekteydi. Bu etkilerin uzun dönemde kalp damar
hastalıklarına yol açacağı endişesi yeni ve testosteron benzeri etkileri
daha az ya da olmayan progestinlerin üretilmesi için araştırmacıları
tetikledi. Bu araştırmaların sonucunda yeni kuşak progestinler olarak
adlandırılan maddeler doğum kontrol haplarının içeriğinde yer almaya
başladı. Desogestrel, gestoden ve norgestimat isimli bu progestinler
yeni kuşak olarak adlandırılmaktadır ve günümüzde düşük içerikli pekçok
doğum kontrol hapının içinde progestin olarak bunlar bulunmaktadır.
DOĞUM KONTROL HAPLARININ TÜRLERİ
Doğum kontrol hapları her bir hapın içerdiği hormon miktarına göre
multifazik ya da monofazik olarak iki gruba ayrılır. Monofazik olanlarda
bir kutu içindeki her bir hapın içerdiği hormon miktarı birbirinin
aynısıdır. Bir başka deyişle her hap birbiriyle eştir. Multifazik
ilaçlarda ise ilk 7 hapın içeriği aynı, sonraki 7 hap farklı ve yine
takip eden 7 hap farklı dozlarda hormon içerir. Multifazik hapların
üretilmesinin altında yatan mantık kullanımın ilk dönemlerinde daha az
kanama bozukluğuna yol açmak ve daha düşük metabolik değişikliğe neden
olmaktır. Oysa yapılan çalışmalar multifazik ve monofazik ilaçlar
arasında bir fark olmadığını göstermektedir. Bu nedenle günümüzde tüm
dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık olarak monofazik ilaçlar reçete
edilmektedir.
NASIL ETKİ EDER, GEBELİKTEN NASIL KORUR?
Normal bir adet döngüsünde beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH
isimli hormon yumurtalıkları uyararak içinde yumurta hücresi içeren
folikül adı verilen yapıların gelişmesini sağlar. Her ay belirli sayıda
folikül FSH etkisiyle gelişmeye başlar ve bunlardan sadece biri baskın
hale gelerek gelişimini devam ettirir.Gelişmekte olan folikül östrojen
hormonu salgılar. Salgılanan östrojen hipofiz bezi üzerinde negatif etki
yaparak FSH salınımını baskılar. Yani önce FSH artıkça östrojen artar ve
artan östrojen FSH'yı azaltarak yeni folikül gelişmesini engeller.
Gelişen baskın folikül belirli büyüklüğe ulaştığında bu kez hipofizden
LH adı verilen hormon salgılanır ve bu yumurtlamayı sağlar. Daha sonra
ise yumurtalıklardan progesteron salgılanmaya başlar.
Östrojen ve progesteron içeren kombine doğum kontrol hapları hipofiz
üzerinden FSH ve LH salgılanmasını etkileyerek yumurtlamayı engeller.
Doğum kontrol haplarının asıl etkisi progesteron üzerinden olur.
Progesteron LH salgısını baskılayarak yumurtlama olmasını engeller.
Östrojen ise FSH salgılanmasını baskılayarak folikül gelişimi olmamasını
sağlar.
İlk paragrafa yeniden göz atacak olursak, normal bir adet döngüsünde
östrojen artınca FSH, progesteron artınca LH azalmaktaydı.Biz östrojen
ve progesteronu dışarıdan vererek bu etkiyi sağlamaktayız.
İlacın içindeki östrojen dozu folikül büyümesini baskılamada yetersiz
kalsa bile progesteron içeriği yumurtamayı engellediğinden etkili bir
koruma sağlanır. Yumurtlama olmayında döllenecek yumurta ortamda
bulunmayacağından gebelik oluşmayacaktır.
İlaç içindeki östrojenin bir diğer etkisi de rahim içini döşeyen ve
endometrium adı verilen zar tabakasının dengede kalmasını sağlayarak
düzensiz kanamaları engellemesidir. Progesteronun etkisini arttırmak
için de östrojen gereklidir.
Öte yandan ilacın içindeki progesteron endometrium tabakasının yapısında
değişikliğe neden olur. Değişime uğrayan endometrium embryonun
yerleşmesi ve büyümesi için elverişsiz bir ortamdır. Progesteron aynı
zamanda fallop tüplerinin hareketini bozar ve yumurtanın tüplerden geçiş
süresini değiştirir. Yine rahim ağzından gerçekleşen salgıda değişikliğe
neden olarak spermlerin bu salgı içinde ilerlemelerini güçleştirir.
Görüldüğü gibi doğum kontrol hapları birden fazla etkiyle gebeliği
engelemektedir Ancak asıl ve temel etki yumurtlamanın engellenmesidir.
YENİ DÜŞÜK DOZ DOĞUM KONTROL HAPLARI
Doğum kontrol hapları ilk kez kullanıma girdiğinde içerdikleri östrojen
miktarları çok yüksekti. Aynı zamanda progestin içeriğinin erkeklik
hormonu olan testosterona benzer yan etkileri oldukça fazlaydı. Zaman
içerisinde yeni nesil progestinlerin geliştirilmesi ile bu yan etkiler
bertaraf edildi. Ancak yüksek doz östrojenin bulantı kusma gibi basit
yan etkilerinin yanı sıra damarlarda pıhtılaşma ve bu pıhtının dolaşıma
geçerek kalp ve beyin damarlarını tıkaması gibi ölümcül olabilecek yan
etkilerinin olduğu bilinmekteydi. Bu amaçla hapların etkinliğini
azaltmadan içeridkleri östrojen miktarını azaltmaya yönelik araştırma ve
incelemeler hızla yayıldı. Bu araştırmaların sonucunda doğum kontrol
haplarının östrojen içeriğinde giderek bir azalma sağlandı.
İlk çıkan eski kuşak doğum kontrol hapları 50-80 mikrogram östrojen
içermekteydi. Bu oldukça yüksek bir östrojen miktarıdır. Daha sonra
sırasıyla 35 ve 30 mikrogram östrojen içeren preparatlar piyasaya
sürüldü. Günümüzde ise piyasada en fazla reçete edilen ilaçlar 20
mikrogram gibi oldukça düşük sayılabilecek miktarlarda östrojen hormonu
içermektedirler. Bu düşük miktara rağmen gebelikten koruma etkisinde en
ufak bir azalma söz konusu değildir. Halen 15 mikrogram östrojen içeren
haplar ile ilgili çalışmalar devam etmektedir ve yakın bir gelecekte bu
haplar piyasada yerini alacaktır.Genel olarak 30 mikrogram ve daha az
miktrda östrojen içeren doğum kontrol hapları düşük doz doğum kontrol
hapları olarak adlandırılırlar.
Düşük doz hapların en önemli avantajı östrojen bağlı yan etki görülme
olasılığının en aza indirilmesidir. Ancak düşük dozun bir dezavantajı
vardır. Östrojen dozu azaldıkça endometrium üzerindeki dengeleyici etki
de azaldığından hap kullanımı sırasında lekelenme tarzında ara kanamalar
görülebilir. Bu durum ilaç kullanmaya devam edildiğinde 3-4 kutu sonra
ortadan kalkar. Daha uzun süre devam etmesi durumunda ise bir üst doza
geçmek gerekebilir.
Günümüzde ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok değişik marka doğum
kontrol hapı eczanelerde satışa sunulmuştur. Şu anda satılan ilaçlar 20
ile 50 mikrogram arasında hormon içermektedir. Üstelik bu ilaçlar doktor
reçetesine gerek olmadan satın alınabilmektedir. Doğum kontrol hapı
almak amacıyla eczaneye giden bir kişi eczacının tercihine göre hap alıp
kullanmaya başlamaktadır. Bu sakıncalı olabilecek bir durumdur.
HAP SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
En basit ağrıkesiciden en komplike kanser ilacına kadar kullanılan her
ilacın potansiyel yan etkileri vardır. Yine her ilacın kullanılamayacağı
kontraendikasyon olarak tanımlanan sakıncalı durumlar söz konusudur. Bu
nedenle hangi ilaç olursa olsun doktor önerisi olmadan hiçbir ilaç
kullanılmamalıdır. Daha önce de belirtildiği üzere östrojen söz konusu
olduğunda aynı miktarda östrojen farklı kişilerde, hatta aynı kişide
dönemden döneme farklı etki gösterebilir. Bu nedenle doktor önerisi
olmadan doğum kontrol hapı kullanmak uygun bir davranış şekli değildir.
İstenmeyen gebeliklerden korunmak için doğum kontrol hapı kullanmaya
karar verdiğinizde jinekoloğunuz sizi muayene edip gerekirse bazı
incelemeler yaparak size en uygun dozdaki hapı önerecektir. Doğum
kontrol hapları sadece gebelikten korunmak için kullanılmaz. Pekçok
jinekolojik patolojinin tedavisinde de doğum kontrol hapı yaygın şekilde
kullanılır. Değişik patolojilerin tedavisinde farklı miktarda östrojen
içeren ilaçlar gerekli olabilir. Bu nedenle mutlaka jinekoloğunuzun
önerdiği doğum kontrol hapını kullanmalısınız.
DOĞUM KONTROL HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?
Düzenli kullanıldığı taktirde çok yüksek etkinliğe sahip yan etki oranı
düşük geri dönüşlü bir yöntem olması en önemli avantajıdır. Bunun
yanısıra kadın sağlığı açısından pek çok olumlu etkisi vardır. Düzenli
kullanım sonrası bazı kanser türlerine karşı koruyuculuk sağlar. Adet
kanamalarıı düzene sokması bir diğer avantajdır. Doğum kontrol hapı
kullanırken adet kanaması uygun olmaya bir güne denk gelecekse hap
kullanımına ara vermeden devam ederek bu dönem atlatılabilir. Adet
kanamasının zamanının ayarlanabilmesi önemli bir avantajdır.
DOĞUM KONTROL HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?
Düzenli alınmasının gerekmesi ve yüksek oranda hasta uyumu gerektirmesi
en önemli dezavantajıdır. Yöntemin başarısı kişinin kullanımına
bağlıdır. Özellikle ağzıdan ilaç almayı sevmeyen ve hap almayı
unutabilecek dalgın yapıdaki kişiler için uygun bir yöntem olmayabilir.
Cinsel yönden bulaşabilen hastalıklara karşı etkili bir koruma
sağlamaması özellikle çok eşli kişiler için bir dezavantaj olarak kabul
edilebilir.
"Bu yazı Dr. Alper Mumcu'dan (www.mumcu.com)
alınmıştır" |
|
GERİ DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ! |
|
UYARI:Bu
site KİŞİLERİ BİLGİLENDİRMEK AMACIYLA HAZIRLANMIŞ OLUP, SAĞLIK
HİZMETİ VERMEMEKTEDİR. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından
yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir SİTEDEKİ BİLGİLER HİÇ
BİR ŞEKİLDE HASTALIKLARIN TANI VEYA TEDAVİSİNDE KULLANILMAMALIDIR.
Site içeriğinin bu şekilde tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm
sorumluluk ziyaretçiye, kullanıcıya aittir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler
bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve
tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi, yöntem veya gereç çok
kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan,
farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide
doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu
hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Bilgiler her gün
güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna
danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.
|
|
|